Eskil'de Çocukluğumuzda Yaşadığımız, Bugün Kaybolan Güzellikler (3)

Eskil'de Çocukluğumuzda Yaşadığımız, Bugün Kaybolan Güzellikler (3)
Çocukluğumuzun unutulmaz tatlarından biri de bölgemizde yetişen kangal dikeniydi. Taze iken soyularak yenilen kangalın iç kısmı salatalık kadar lezzetli olurdu.

Büyüyüp başak verdiğinde ise dikenleri temizlenir, iç kısmı yenirdi. Halk arasında bağırsak ve hemoroid rahatsızlıklarına iyi geldiği söylenirdi.

Eskiden kesilen hayvanların etleri, buzdolabı bulunmadığı için ince ince dilimlenir, tuzlanır ve kurutulurdu. Bu kuru et uzun süre saklanabilir, gerektiğinde tüketilirdi. Fazlası ise kavurma yapılarak muhafaza edilirdi.

Yine o yıllarda tarhana, düğü, çeteneli ve menengişli yiyecekler evlerde hazırlanırdı. Özellikle yemelik tarhana ve düğü çocukların vazgeçilmez yiyecekleri arasındaydı.

Mayıs ayında buğday başaklarının süt olum döneminden çıkmaya başladığı günlerde “ütme” yapılırdı. Buğday başakları ateşte közlenir, daha sonra eller arasında ovularak taneleri ayrılır ve yenirdi.

Yıllar sonra Adıyaman’da görevde bulunduğum sırada bu çocukluk lezzetini yeniden tatma fırsatı bulmuştum. Bir lokantanın yanındaki tarladan izin alarak yolduğumuz başakları pişirtmiş, arkadaşlarımızla birlikte büyük bir keyifle yemiştik. O gün çocukluğumuz yeniden canlanmıştı.

Eskiden Aksaray’da hemen herkes ekmeğini kendisi yapardı. Buğday hazırlanır, değirmene götürülür, unu çıkarılır ve kışlık ekmekler imece usulüyle pişirilirdi. Gevrek olarak yapılan bu ekmekler aylarca bozulmadan saklanabilirdi.

Ramazan aylarında yapılan ince elek ekmeği ve ondan hazırlanan tatlılar ise çocukluğumuzun en özel hatıraları arasında yer alırdı. Sahura kalkmak için en büyük motivasyonumuz çoğu zaman bu tatlılar olurdu.

Çocukluğumuzun oyunları da bugünkülerden çok farklıydı. Yedi kiremit, çelik çomak, seksek, topal tilki, misket, aşık oyunu, vızıldak, saklambaç, hamam kızdı, karatavuk, ceviz oyunu, sırıkla atlama ve futbol en çok oynadığımız oyunlardı.

Zeytinyağı tenekelerinden traktör yapar, kamış ve çıtalardan arabalar üretirdik. Kendi oyuncağımızı kendimiz yapar, saatlerce eğlenirdik. Okçuluk oynar, sapan kullanırdık.

Belki imkânlarımız sınırlıydı ama hayatımız doluydu. Bugünün çocukları teknolojiyle büyüyor. Biz ise toprağın, doğanın ve paylaşmanın içinde büyüdük.

Bu satırları kaleme almaktaki amacım, geçmişe özlem duymaktan çok, yaşadığımız güzelliklerin unutulmamasını sağlamaktır. Çünkü bir toplum, hafızasını koruyabildiği ölçüde geleceğini sağlam temeller üzerine inşa edebilir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.