Abdullah İnaltekin

Abdullah İnaltekin

Ezber bozan sözler!

 Seçim arkasından yapılan yorumlarda halkın iradesine genel bir ayna tutulup eleştirel bakılması ‘iradeye saygısızlık’  olarak atfedildi. Olması gerekenin, çoğu parti temsilcileri ve adayları gibi ‘halk en doğrusunu bilir en iyi kararı vermiştir mesajı işle iradeye saygı duymanın ikrarı’ istendi. Eleştirileye konu olan ve ayna tutulan konulara geçmeden önce ‘halka saygısızlık’ durumunun açıklığa kavuşturlması için sadece milli şair Mehmet Akif’i örnek vermek yeterli olacaktır. Mehmet Akif, halkı milli dava olan bağımsızlık hedefine halkı bakın nasıl sevkediyordu:
Kendi sağlam... Hissi ölmüş, ruhu ölmüş milletin!
 
İşte en korkuncu hüsranın, helakin, haybetin!

Yada

Ey dipdiri meyyit, "İki el bir baş içindir."
 
Davransana...
Eller de senin, baş da senindir! 
His yok,hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin? 
Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin. 
Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz? 
Kendin mi senin, yoksa ümidin mi yüreksiz? 

Milli şair acaba mu mısraları dile getirmekle halkını küçümsemiş mi yoksa ‘Allah bir daha istlklal marşı yazdırmasın‘ diyecek kadar milletini ve vatanını seven, yücelten  biri mi olmuştu?

Seçimde oy vermek ve oyun adresinin tanımlandığı ‘halkın iradesi’ hem anayasa gereği hem de  Allah katında bir haktır. Aklı başında hiç kimse ‘halkın iradesini’ küçümsemez. Trübüne oynamak diye bir söz vardır. Genel kabul görmüş ve kabul edilen düşüncenin dışında başka seçenek düşünmeyen kişilerin bir arada paylaştıkları ortam olan ‘trübün‘e uygun hareket etmeye yönelik davranışlar için söylenir.Bu ortamda aynı düşüncenin sözleri daha ağızdan çıkmadan slogan haline getirilir. Bu nedenle amaca uygun her söz trübüne uyar amaç çoşkudur.

Ancak eleştirel yaklaşım böyle değildir. Eleştiri düşündürür, eleştiri sorularla yüzleştirir, eleştiri elekten geçirir, eleştiri ezber bozar. Yani eleştiri çözdüğünü sandığın sorunun sağlamasıdır.
Siyasetçilere halk yön verir, bu gücünü kendine tayin ettiği vekil/vekillerle sağlar. Aksaray’ın seçmen eğilimine bakıldığında  vekili başka yere kendisi başka yere yönlendindiğini görüyoruz. Eleştirılen budur.  Örneğin Ağaçören ve Sarıyahşi ilçe olalı 22 yıl olmuştur. 22 yılda bir sulama göletinin dışında neredeyse taş taş üstüne konmamıştır.  Tam tersi ilçe özellikleri elinden alınmış, bazı devlet hizmetlerini  Ortaköy ve Aksaray’dan sağlanır olmuştur. 30 yıl önceki Ağaçören’in nüfus ve hizmetleri yerinde saymıştır.  2011 yılında bir taraftan Ipad ile eğitim ortamları hazırlanırken bir taraftan Eskil ve Ağaçören’in Meslek Yüksek Okulu bekliyor olmaları bir çelişki olduğu kadar, hizmet almak için Kırşehir’e mi bağlanalım diyen Sarıyahşi ve Ağaçören’in hizmet alamadıkları partiye seçimde en yüksek oyu vermeleri ve  teşekkür plaketi almaları şaşırtıcı bir durumdur.
 Otomarsan’ı Aksaray’a , Şeker fabrikası, Petlas’ı Kırşehir’e getirerek binlerce kişinin istihdamını sağlayan, Aksaray’ı il yapan bir siyasi anlayışın arkasından 10 yıllık tek parti iktidarında bu bölgede neden 100-200 kişinin bile istihdam edileceği  bir yatırımın olmaması da şaşırtıcıdır. Mesala 10 yıl içerisinde iktidar partisi, bölge milletvekileri,  bakanlarımız bir Uğur Işılak kadar bölgenin tanıtımına veremezlermiydi? niçin Ihlara, Hasan dağı sessiz kaldı ? parti toplantıları, bakanlar kurulu toplantısı dün doğuda ve başka vilayetlerde yapıldığı gibi bu bölgede de yapılmazmıydı? 10 yıldır iktidar partisinin üs merkezi haline gelen Kızılcahamam’da, Abant’da yapılan parti kampı  Aksaray’da Sarıyahsi de neden yapılamadı? Özal tatilini kimsenin bilmediği yerlere giderek bugün yıldızlaşan Belek beldesini turizme böyle kazandırmadı mı? Okluk koyu devlet merkezi haline gelmedi mi?
Şereflikoçhisar Kayacık Tuz İşletmesi 60-70 yıldır bölge insanının geçim kaynağı olmuştur. Şereflikoçhisar’da gerek küçük tuz işletmeleri gerekse tuz nakliyatı ile geçinen kamyoncular zaman içinde çoğalmış, küçük işletmelerden bazıları orta işletme durumuna yükselmiş Istanbul’da, Denizli’de, Çorlu’da tekstil firmalarından ihale alabilecek boyutta işler üretmişlerdir.
Kayacık Tuz işletmesi 2007 yılı itibariyle yabancı şirkete satılmıştır. Şirket, bölge insanına gölden tuz vermeyi kapatmış 50 e yakın küçük tuz  işletmesi, 5 orta büyüklükteki tuz işletmesi kapanmıştır. DEHA tuz işletmesinin 4 trilyon (4 milyon TL) harcadığı yatırımın nasıl çürümeye terkedildiğini  Aksaray’dan Ankara’ya giden vatandaşlarımız Koçhisar’ın ilk giriş kısmında sağda görebilirler. Bölgedeki en büyük tuz işletmesi EMEKCIOGLU, tuzu İsrailden almakta ve gemilerle getirtmektedir. Tuzgülü insanının İsrailden tuz alması bir çelişki değilmidir?
Şereflikoçhisar’lı Halk müziği sanatçısı Uğur Işılak 10 yıl içinde hem kendisi hem sanatçı arkadaşlarına (Hakan peker, Mahsun Kırmızıgül, Zara gibi) Tuzgülünde klip çekmiş, hemen hemen her albümünde bir ‘koçhisar’ bestesine yer vermiştir. Ne başta Koçhisarlı bakan olan Ali Babacan olmak üzere Ankara milletvekilleri ve Aksaray milletvekili Ruhi Açıkgöz, Uğur Işılak kadar bölgenin tanıtılmasına duyarlı olmuşlar ne de halk Uğur Işılak’a vefalı davranmıştır. Gerek Aksaray Ihlara gerekse Koçhısar tuz  festivallerınde en önde yer alan Uğur Işılak’ın albümleri bu yörede Ankaralı geçinen Çankırılı Namık, Oğuz Yılmaz, Neşet Abalıoğlu kadar satmamıştır. Uğur Işılak’ın, Gülşen Kutlu’nun  albümleri vefa amaçlı da olsa sadece Aksaray ve Koçhisar çevresinde satın alınmış olunsa bile en çok satan albümler arasına girmeye yeterli olacaktır.
Bu memleket iyi yönetici de görmüşür kötüde. Menderes’de tıkanıp kalınsa Özal’ı tanıyamaz, Özal’da tıkanıp kalınsa Erdoğan  bulunmazdı. Ne tarih sondur ne de Erdoğan son insan. Türkiye coğrafyasının içindeki her insan birbirinin kardeşidir. Bu coğrafya tarihe daha çok insan çıkarmaya da devam edecektir. Hizmet sunan her yöneticiyi, siyasetçiyi şükranla anarız. Tarih onu ölümsüzler albümüne alır. Bunun erken onayı için telaşa ve çabaya gerek yok. Ancak değer vermekle kutsallaştırma arasındaki ince çizgi iyi belirlenmesi gerekir. Zira, siyasetçilerin kutsallaştırılması sürecinde insanımızın canını, malını ve geleceğini kaybettiği de bir gerçektir.
En şaşırtıcı durum ise, halkın olan biteni eleştirel bir gözle ele alıp sorunların daha hızlı çözümü ve daha etkin hizmetlerin sağlanmasına yol açmasına destek olmak yerine, eleştiri yapanlara da ‘sen olsan aynısını yapmayacakmısın?’ sorusu, bölgenin ‘yerinde say’ otomatik  komutuna bağlanmış olmasıdır.

Bu yazı toplam 1815 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum