Ne iş olsa Yaparım Abi

Size kendi işinizi öğreten, akıl vermeye kalkan yok mu? İnsanı çilden çıkarır.

Geçmişte bir gazetede bir haber okumuştum: almanya'da faaliyet gösteren oger tur'un sahibiyle yapılan röportajdı. Bu röportajda şirketin sahibine çalışanları seçme konusunda bir soru soruluyor. Soruya cevaben şöyle deniliyor: “şirkete işçi alırken mülakat yaparız. Önce hangi konuda uzman olduğu ya da hangi işi yapabileceğini sorarız. Eğer muhatabımız 'her işi yaparım' diyorsa kesinlikle işe almayız. Çünkü herkes her işi yapamaz.”

Yurdum insanında bu anlayış vardır: 'her işi yaparım abi.'

Evvela bir insanın her işi yapması, herşeyden anlaması tabiatına aykırıdır. Yüce yaradan her insana farklı bir özellik, farklı bir zeka, farklı bir yetenek vermiştir.hal böyle olunca bir insan her işten anlamaz, anlayamaz. Bunu en çok ev işlerindeki tamiratta görürüz. Hadi bunulara basit iş diyelim. Ama eğer karşımızdakinin mesleğine karışmaya kadar vardı mı, işin rengi de değişiyor. En hafif ifadeyle saygısızlık dediğimiz bu duruma hayatta sıkça rastlayabiliriz.

Ancak burada insanları eleştirirken, devletimizin de buna tuz biber olduğunu eklemekte yarar var. Şöyle bir çevremize baktığımız zaman çoğu asli işini yapmıyor ya da yapamıyor. Neden? Çünkü devletin eğitim sistemi ve sosyal gerçeklikler buna izin vermiyor. Çevremizde çok örneği var. Mesela adam kimya fakültesi'ndedn mezun olmuş, tesisatçılık işiyle uğraşıyor. Yine işletme bölününü bitirmiş, tesktil sektöründe makina ustası olarak çalışıyor. Maliyeden mezun olmuş, taksicilik yapıyor. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Her yıl değişen eğitim sistemine alışmıştık. Bu yıl girdiğimiz sınav sisteminin gelecek yıla aynı kalmayabileceğini bilirdik.ama artık bu düşünce de mazide kaldı. Gelen gideni aratır diye bir söz vardır. Gelen sistemler de diğerlerini aratır oldu. En köyü sistem bile sistemsizlikten daha iyidir. Çünkü şu an sistem adına hiç bir şey kalmamıştır.

Neden? Nedenini hepimiz biliyoruz. Yap boz oyununa dönen ÖSS düzenlemesi. Geçmiş içtihatlarıyla tamamen çelişen Danıştay kararlarıyla ortada iyi kötü olan sınav sistemimiz de felce uğramıştır. İstanbul barosu'nun kendi görev alanına(?) giren bu konuda Danıştay'a dava açması ve Danıştay'ın tekrar yürütmenin durdurulması kararı gene işi arap saçına çevirmiştir.

Başka örneğe gerek yok. Balık baştan kokar. Devlet kademelerinde en temel konu olan eğitim ile ilgili bir sistem olmayınca eğitilen nesilden de çok şey beklememek gerekir. O zaman her konudan anladığını sanan ama hiç bir şeyden anlamayan nesilleri de yadırgamayalım.

Av. Mehmet Noyan

Bu yazı toplam 1249 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar