Sinema-film Sektöründe İslami Değerlerin Aşağılanması

Bu yazıma tüm okurlarıma yönlendireceğim bir soruyla başlamak istiyorum.

Siz hiç bir Hristiyan âleminde yahut Yahudi âleminde ya da başka dinlere mensup olan ülkelerde insanların kendi kutsallarıyla dalga geçtiklerini, onları aşağıladıklarını gördünüz mü? Görmüş olamazsınız. Çünkü bugün Müslüman olmayan bu kesimlere baktığımızda dini değerlerine, kutsallarına sıkı sıkıya bağlı olduklarını ve ellerinden geldiğince bu konuda korumacı bir yapıya sahip olduklarını görürsünüz. Fakat başka milletler tarafından böylesine hassasiyet içerisinde karşılanan bu konuda ülkemizde çok da bir hassasiyetle karşılaşamazsınız ne yazık ki…

Ülkemizde özellikle sinema, film sektöründe bu konuya bırakın hassasiyet gösterilmesini aksine dalgacı tavırlar takınılmakta ve bu düşünce yapısı halka empoze edilmektedir. Yıllar öncesinde ‘Hayat Bilgisi’ isimli bir dizide, ayağı aksayan, okulun hizmetlisi rolünde, itilip, hor görülen, gülünç olaylara imza atan, yeri geldiğinde senaryo gereği(!) ‘aptal Mennan, geri zekâlı Mennan’ şeklinde küçük düşürücü hitaplara da maruz kalan, silik bir karaktere yer verilmişti. Neden mi bunu dile getiriyorum ‘Mennan’ Allah-u Teâla’nın sıfatlarından birsidir ve kullarına hadsiz hesapsız nîmetler veren, sınırsız iyilik ve ihsanda bulunan anlamlarına gelmektedir. Ve bahsi geçen bu dizide Allah-u Teâla’nın bu sıfatı böylesine aşağılayıcı bir şekilde kullanılmıştır.

Marifeti bol olan anlamına gelen El-Gafûr ismi Allah’ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri. Peki, biz Gafûr (Gaffur) ismi ile nerede, nasıl karşılaşıyoruz? ‘Avrupa Yakası’ isimli bir dizi de kapıcı rolünde yine gülünç olayların kaynağı olan bir karaktere verilmiştir bu isim. Bu yazıyı okuyan kişiler arasında çoğunluğumuz izlemiştir bu diziyi. Belki hiç farkında olmadık, belki de farkında da olsak izledik yahut çok düşük bir ihtimalle tepki gösterme adına tepkilerimizi dile getirerek diziyi protesto ederek izlemedik. Gerçek olan şu ki dini değerlerimizden birine daha bilinçli bir saldırı düzenlendi ve büyük bir çoğunluğumuz bu duruma sessiz kalarak işin gülünç yanıyla ilgilendik.

İki kanatlı sahabe desem size… Kim canlanır zihninizde? Tabii ki Cafer bin Ebu Talib ya da Cafer-i Tayyar, İslam peygamberi Hz. Muhammed'in sahabesi. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, onun hakkında: “Cafer, hilkâten ve ahlâken bana en fazla benzeyendir” buyurarak ona karşı gönlündeki sevgisini ifade etmişlerdir. Hz. Cafer Mûte seferine katılmıştır. Müslümanların başında bulunan Hz. Zeyd bin Hârise'nin elinde Peygamber efendimizin sancağı bulunmaktaydı. Zeyd bin Harise Rum askerlerinin mızrak darbeleriyle, mübârek vücudu parçalanıp, kanlar fışkırıncaya kadar, kahramanca saldırıp dövüşmekten geri durmamış ve şehîd olmuştur. Bunun üzerine mübarek sancak Hz. Cafer’e geçmiştir. Bir düşman askeri Hz. Cafer’in sağ koluna kılıç darbesi vurmuş Hz. Cafer sancağı sol koluyla tutmaya başlamıştır. Sol kolu da kesilince Hz. Cafer mübarek sancağı pazılarıyla göğsüne kaldırmıştır. Sonunda Hz. Cafer kılıç ve mızrak darbeleriyle şehit olmuş, sancak Abdullah bin Revahaya geçmiştir. Peygamber efendimiz Hz. Cafer’in şehit olmasının hüznünü yaşamaya devam ederken, Cebrâil aleyhisselâmın gelerek, Hz. Ca'fer'in kesilen iki eli yerine Allahü Teâlâ tarafından yâkuttan iki kanat ihsân olunduğunu, o kanatlarla Cennette uçmakta olduğunu haber vermesi üzerine Hz. Cafer, Cafer-i Tayyar olarak anılmıştır. Cafer isminin ne denli özel ve güzel bir isim olduğunu vurgulamak için bu kısa dipnotu vermem gerekiyordu. Peki, ülkemizde Cafer ismi özellikle dizi, film sektöründe nasıl bir yere sahiptir? ‘Bizimkiler’ isimli dizide ‘Kapıcı Cafer’ tiplemesiyle karşımıza çıkan karakterin özelliklerine baktığımızda yine silik, basit, ayak işlerine bakan, ikiyüzlü, düşkün, çıkarcı ve küçük düşürülen bir karakter özelliği gözlenmektedir. Görüldüğü üzere Cafer ismi de hak ettiği değeri-önemi görmemiş ve bilinçsiz bir şekilde kullanılmıştır.

Diğer yandan her yıl İslam dünyasında manevi bir iklimin hüküm sürdüğü ve ramazan bayramıyla sona eren mübarek üç aylardan birisi de Şaban ayıdır. Bu mübarek aylar Müslümanlara dini hissiyat ve ibadet yoğunluğu eşliğinde amellerini sorgulama ve ibadetlerini zenginleştirme imkânı sunmaktadır. Fakat ‘Şaban’ deyince mübarek üç aylardan birisi olmasından ziyade zihinlere ‘inek şaban’ lakabıyla dizi film sektöründe yer etmiş olan komedi oyuncusu Kemal Sunal gelmektedir. Şaban karakterinin özellikleri incelendiğinde ise yine güldürücü yönüyle ön plana çıkan fakat saf, avare yapıda, çevresine oranla geri bir kapasiteye sahip bir birey olarak canlandırılmıştır. Her ne kadar halk olarak bayılarak izlenilmiş olan diziler olsa da Şaban isminin özellikle tercih edilmiş olduğunun düşünülmesi İslami hassasiyete sahip bireyler için rahatsızlık verici bir durum olarak karşılanmaktadır.

Geçmiş yıllarda yayınlanmış olan ‘Hatçe (Hatice) Sosyetede’ isimli bir filmin başrolü verilmiş olan hatçe karakteri bir dağ evinde tek başına yaşayan, eğitimden, kültürden oldukça uzak, kaba, safça bir kadın olarak karakterize edilmiştir. Filmin ilerleyen sahnelerinde hatçe sözde medeni (!) şahıslar tarafından dışlanmakta, hakir görülmektedir. İslam tarihine baktığımızda Hatice bint Hüveylid’ ismi ile anılan Hz. Hatice (r.a) validemiz Peygamber Efendimizin ilk hanımı olup edep, afif, nazik ve kibar timsali bir kadındır. Ayrıca başarılı son derece bilgili ve kültürlü bir iş insanıdır. Müminlerin annesidir. İslam’a ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’e ilk inanan kişilerdendir. Resullah (s.a.v)’in en sıkıntılı olan günlerinde her zaman destekçisi olmuş, O’nun arkasında durmuş, sözleri ile onu teselli etmiştir.

            Görüldüğü üzere tüm bu saydığımız örnekler Müslümanların İslami değerlerine olan düşmanlığı açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Dahası yapılan bu uygulamalar meşrulaştırmak suretiyle halk tarafından kabulü gerçekleştirilmektedir. Bizim evlatlarımız bugün yabancı kültürün etkisiyle kendi dini yargılarından olabildiğince uzaklaşırken ve aileler buna göz yumarken gelin bir de olaya şu yönden bakalım. Sözlü kültürümüzde ne yazık ki sıklıkla duyduğumuz anne ve babaların çocuklarına tuvalet eğitimi verirken kullandıkları ‘kaka’ kelimesine gelelim. Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Ka‘Ka‘ b. Amr’ı duydunuz mu hiç? Büyük ihtimalle duymadınız. Ka‘Ka‘ b. Amr Peygamber Efendimizin sahabelerinden olup Hulefâ-yi Râşidîn devrinin ünlü kumandanlarındandır. Ka‘ka‘ b. Amr cesaretiyle tanınmıştır. Hz. Ebu Bekir de onun cesaretinden ve yararlı işlerinden övgüyle söz etmiştir.

Yüce İslam dinine mensup olan Müslümanlar olarak bizler dini değerlerimiz hakkında yeterince bilgi ve hassasiyet sahibi bireyler olmak zorundayız. Zira Müslüman olma bilincini yeniden inşa etmez isek dinimiz İslam’a yapılan saldırıları görmez ve ardından bizlere empoze edilmeye çalışılan düşüncelere gark oluruz. 

                                                                                        UZMAN SANAT TARİHÇİ SARİYE UÇAR

Bu yazı toplam 664 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar