Şehr-i Ramazan

Mübarek Ramazan ayıyla ilgili bir yazı yazayım derken neredeyse ayın sonunun geldiğini fark ettim.

 

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden azad olma olan (Beyhaki, Şuabu'l-İman, 3/306) bu ayın kıymetini bilmek gerekiyor. Öyle çok maddi manevi faydası var ki burada yazmaya kalksak sayfalarca yer tutar. Zaten hepimiz az çok ruhi ve bedeni faydalarını biliyoruz. İşte insan her açıdan kazançlı olan Ramazan’ı yaşarken adeta omzunda bir kuş var hesabıyla hareket etmekte; her an kaçırabilirim endişesini sürekli hissetmektedir.

 

Çevreye baktığımız zaman insanlarda manevi bir iklim oluştuğunu görebiliyoruz. Programlı şekilde sahura kalkılması, sahuru müteakiben sabah namazlarının kılınması, günlük meşgalelerin içinde akşama ya eve ya da bir iftar davetine yetişmenin tatlı heyecanı, gazetelerdeki bu ayla ilgili sayfalar, televizyonlardaki farklı iftar programları, her gün başka bir camide teravih namazı kılınması, teravih sonrası çay bahçelerinde çayların yudumlanması gibi bu aya ait farklı kareler insana tarifi mümkün olmayan duygular  yaşatmaktadır.

 

Başta da ifade ettiğim gibi, güzel anlar çok çabuk geçmekte. Ramazan ayı da aynı şekilde tüm güzelliğini bizle paylaşmakta ancak bir o kadar da hızla sona gelmektedir. Kim bilir gelecek yılın bu kutsal ayına hangilerimiz yetişecek, hangilerimiz yetişemeyecek? Bir şarkıda “Nasıl olsa her şeyin zamanla sonu yok mu” dendiği gibi her şeyin bir sonu vardır. Özellikle Ramazan’ın son on gününde camilerde teravihten sonra söylenen “elveda” kadisedeleri bu aya veda etmenin hüznünü yeterince ortaya koymaktadır. Merhum hafız Nihat Ulu’ya ait “Elveda ey Ramazan” kasidesini dinlemeyen yoktur. (Dinlemek isteyenler için web adresi: http://www.islamivideolar.com/Nihat-ULU-Elveda-Ramazan-Kasidesi-Izle.html) Bu kasideyi ne zaman dinlesem Ramazan ayını özlediğimi hissediyorum. Eminim ki Ramazanın son günlerinde çoğu kişi benzer duyguları yaşamaktadır.   

 

Öğrencilik yıllarımdan tanıdığım ve Fransızca’yı iyi konuşan bir dostumun sıkça söylediği Fransız bir atasözünde şöyle denmektedir;  “ân’ı yaşa” (carpe diem) Öyleyse bize düşen ân’ı yaşamak, ân’ı en güzel şekilde değerlendirmek, Ramazan ayını en güzel şekilde geçirmektir. Ne mutlu değerlendirebilenlere.

 

Ramazan ayının tüm müslümanlar için hayırlı olmasını diliyorum.

Bu yazı toplam 1512 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar