Ömer Lütfi Ersöz

Ömer Lütfi Ersöz

Şükredenlerden Olalım

Yaptığımız her işten sorumlu olduğumuz gibi yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan ve yapmamamız gerekirken yaptıklarımızdan da sorumlu olduğumuzu bilmeliyiz. Rabbimizden gelen iyiliklere, nimetlere şükür etmeli, sıkıntıları da sabır ve metanetle karşılamalıyız. Bu dünya ya gönderilişimizin bir gayesi vardır. İmtihan için gönderildik. Hayatımızın her döneminde, İmanlı olarak yaşayıp, haramlardan kaçınarak helaller dairesinde, emredilenleri yaparak, ahlaklı, dürüst kişilik sahibi Müslümanlar olmamız, Rabbimizin bizler için emrettiği hususlardır. Her birimiz, her an nefis muhasebemizi yapmalıyız. Ölmeden önce ölebilmeli, hayatın bir İmtihan olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız.

Ayet-i Kerimelerde: “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele!” “O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler.” “İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.” (Bakara Suresi âyet:155-157) “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi ayet:56) “O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.”(Mülk Suresi âyet:2) buyurulmuştur.

İnsanın yaratılış gayesi kulluktur. Her an, imtihanda olduğumuzun Şuurunda olarak hayatımızı ahlâklı, dürüst olarak, İslâm’a uygun yaşamalıyız. Ölüm, korku, açlık, mal azlığı, fakirlik, hastalık, ve benzeri birer imtihandır. Bunlar dünya hayatının ayrılmaz parçalarıdır, hiç kimse bunlardan birisine yakalanmaktan kurtulamaz. Eninde sonunda, erken veya geç herkes ölecektir. İnanan akıllı kişi, başına gelen olumsuzluklara sabrederek, sahip olduğu imkânlara, nimetlere de şükrederek imtihan için gönderildiği bu dünya hayatını en güzel şekilde İslâm’a uygun olarak yaşayıp kurtuluşa ermeyi amaçlamalıdır. Gerçek kurtuluşa ancak İslâm’ı hayatımıza bütün alanlarda uygulamakla kavuşabileceğimizi hiç bir zaman unutmamalıyız. İçinde bulunduğumuz zaman diliminde şükretmemiz için çok sebep bulunmaktadır. Çok büyük maddi ve manevi zenginliklere, nimetlere sahibiz elhamdülillah, şükürler olsun. Maddi zenginlik nimetlere sahip olma bakımından; babalarımız dedelerimize göre daha iyi bir hayat yaşamışlarken, bizler babalarımızdan, evlâtlarımız da bizlerden daha iyi güzel bir hayatı yaşamaktadırlar. İnşAllah torunlarımız da en güzel şekilde nimetlerden faydalanırlar. Her birimiz İslam’a uygun hayırlı, bereketli bir hayatı yaşayıp gerçek kurtuluşa erip Cennette Cemalullah’ı görüp, sevdiklerimizle birlikte rol model Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (s.a.s) komşu oluruz.

Şükür, bütün nimetlerin Allah’tan (c.c.) geldiğini bilip hamd etmektir. Allah (c.c.)’ın emirlerini yapıp yasak ettiklerinden de kaçınırsak şükretmiş oluruz. Dünyevi hususlarda durumu bizlerden daha aşağıda olanlara bakıp şükretmeli, uhrevi konularda da İslami yaşantısı bizden daha üstün olanlara bakıp üzülmeli ve onlar gibi olmak için çalışmalı, hayırda yarışmalıyız. Gerçek şükre bu güzel özelliklerle ulaşabiliriz.

Âyet-i Kerîmelerde: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” (İbrahim Suresi âyet:7) “Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.”(Bakara Suresi âyet:152) “Andolsun biz Lokman'a: Allah'a şükret! Diyerek hikmet verdik. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır.” (Lokman Suresi âyet:12) Nankörlük, Şükrün zıddıdır. Allah’ın (c.c.) emirlerini yerine getirmeyen, yasaklarından kaçınmayan kişi nankörlük etmiş olur. Rabbimiz, bizleri yaratıp bu dünyaya göndermiş, birçok nimetler lütfetmiştir. Bu kadar ikramda bulunan yaratıcımıza şükretmezsek, nankörlük etmiş oluruz. Günümüz insanlarının birçoklarının doyumsuz olarak hırsa kapılarak şükürden uzaklaşıp, nankörlüğe doğru meylettiğini üzülerek görmekteyiz. Hâlbuki şükredecek o kadar güzel imkânlarımız var ki, bunların farkına varmak gerekir. Yeniden tefekkür ederek hayatımızı şükür eksenli bir merkeze oturtmak zorundayız. Sağlıklı bir nefes alıp vermemiz bile çokça şükretmemizi gerektirir. Verilen nimetleri saymaya kalksak sayamayız. O halde bu doyumsuzluk, mutsuzluk niye… Müslüman sahip olduğu az veya çok imkânlara rıza gösterip şükreder ve sonucunda rahat eder. Zenginlik, fakirlik, sağlık veya hastalık ve benzeri durumlar imtihan edilmemiz içindir. İmtihanı kazanmak içinde nankör olmayıp, hamd ve şükür ile hayatımızı güzelleştirmeliyiz.

Rabbimizin emrettiklerini yapıp, yasak ettiklerinden kaçınmamız sonucu bizlere sevap vererek her defasında borçlu olmamıza rağmen, rahmeti ile muamele ettiğini açıkça görmekteyiz. İnsanların hidayeti için çalışmak, onları irşat etmek de şükür sayılır. Nefsimizin istek ve arzularına uymayıp, Rabbimizin, rızası için çalışmalı, evlâtlarımızı O’nun rızasına uygun yetiştirmeliyiz ki, kulluğumuzun ve şükrün gereğini yapmış olalım. Tanıdığımız tanımadığımız insanlardan aldığımız bir eşyayı iade ederken, nasıl ki teşekkür ediyorsak ve etmemiz gerekirse, bizleri yoktan yaratan, birçok nimetleri bizlerin emrine sunan, Âlemlerin Rabbine kulluk görevimizi en iyi şekilde yapmalı, nankörlükten uzak kalarak, şükür, hayatımızın her zaman merkezinde olmalıdır. İhlaslı, samimi olarak, İslâm’ın emirlerini yerine getirip içtenlikle bağlanmak, sırf Allah (c.c.) rızası için çalışmak, yasaklardan da aynı anlayışla kaçınmak gerekir.

Bizlerin yapacağı İbadetlere, Zikir ve Şükürlere Allah’ın (c.c.) kesinlikle ihtiyacı yoktur. Allah’ın (c.c.) ve Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s.) emrettiklerini yapıp, yasak ettiklerinden kaçınmamıza bizlerin ihtiyacı vardır. Yaptıklarımızın karşılığında sevap almaktayız. Sonucunda gerçek hakiki olan ebedi ahiret yurdunda yaptığımız ibadetler vesilesi ile Rabbimizin rızasını kazanabiliriz. Rabbimize verdiği nimetler için şükredersek bizden razı olarak mükafatlandıracak, nankörlük edersek de İlahi adalet tecelli edecek, cezalandırılmamız kaçınılmaz olacaktır.

Hayatımızı İslâm’a uygun bir şekilde yaşayıp, nankörlükten uzak durarak, şükrü hayatımızın merkezine alanlardan olmamız duası ile sıhhat ve afiyetler dilerim.

Bu yazı toplam 417 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.