Ömer Lütfi Ersöz
Helâl Rızık Bilinci ve Müminin Hayat Duruşu
Helâl ile haram arasındaki sınırları gözetmek, müminin dünya hayatını anlamlı ve dengeli yaşamasının temel şartlarındandır.
İslâm’da helâller dairesi son derece geniştir. Haramlar ise insanı ve toplumu maddî ve manevî zararlardan korumaya yönelik ilahî sınırlardır. İçki haram kılınmış; buna karşılık sayısız temiz ve faydalı içecek helâl bırakılmıştır. Faiz yasaklanmış; ticaret ve emek teşvik edilmiştir. Zina haram kılınmış; evlilik emredilmiştir. Rüşvet yasaklanmış; alın teriyle kazanılan rızık yüceltilmiştir. Bu örnekler, İslâm’ın faydalı olanı helâl, zararlı olanı ise haram kıldığını açıkça ortaya koymaktadır.
Helâl lokma, müminin ibadet hayatının da temelini oluşturur. Yapılan ibadetlerin makbul olmasının en önemli şartlarından biri, helâl yoldan kazanılmış rızıkla beslenmektir. Bu nedenle mümin, kazancının kaynağına dikkat etmeli; şüpheli olan her şeyden uzak durmalıdır. Dünyevî konularda kendisinden daha az imkâna sahip olanlara bakarak şükretmeli, uhrevî konularda ise daha ileri olanları örnek alarak nefis muhasebesi yapmalıdır.
Tebliğ ve irşat görevi de müminin sorumluluk alanlarından biridir. İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak; zorlamadan, baskıdan ve sertlikten uzak, güzel söz ve örnek davranışlarla yapılmalıdır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s.) tebliğ yöntemi, bu konuda en doğru rehberdir. Mümin, sözlerinden önce haliyle örnek olmalı; yaşantısıyla güven vermelidir.
Kur’an-ı Kerim’de helâl ve temiz rızıkla beslenmeye özel vurgu yapılmıştır. Bu ilahî çağrı, müminin hayatını İslâm’ın emir ve yasaklarına göre düzenlemesini zorunlu kılar. Dünya hayatı bir imtihandır ve bu imtihanda asıl başarı, haramlardan sakınıp helâllerle yetinmektir. Samimi bir tövbe ile hatalardan vazgeçen kul için rahmet kapıları her zaman açıktır.
İnsanın en büyük düşmanı nefsi ve şeytandır. Nefsini terbiye eden mümin, günahlara karşı daha dirençli hale gelir. Bu nedenle ahlâk eğitimi, aileden başlayarak hayatın her alanında önem taşır. Genç nesillerin zararlı alışkanlıklardan korunması, güzel ahlâk sahibi bireyler olarak yetiştirilmesi; hem bireysel hem de toplumsal bir sorumluluktur.
Sonuç olarak, helâller dairesinde yaşamak ve haramlardan uzak durmak müminin asli görevidir. Helâl rızık peşinde koşan, güzel ahlâkı hayatının merkezine alan bir mümin; hem dünyada huzura, hem de ahirette kurtuluşa adaydır. Rabbimizin, her birimizi helâlinden kazanan, helâlinden yiyen ve güzel ahlâk sahibi müminlerden eylemesi en büyük temennidir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.