Mehmet Emin Parlaktürk

Mehmet Emin Parlaktürk

Esrarengiz Anlatımlar ve Rüyalar Üzerinden Dindarlık Yanılgısı

Bir toplumda bu iki unsur etkili oluyor, insanlar dini hayatlarını büyük ölçüde bu anlatımlar üzerinden şekillendiriyorsa, bunun tek bir açıklaması vardır: Kur’an-ı Kerim gerçeklerinden uzaklaşmak.
Kur’an’da Esrarengizlik Yoktur
Kur’an-ı Kerim, bizzat kendi ifadesiyle gizemli, kapalı veya sırlarla dolu bir kitap değildir. Aksine, “anlaşılsın diye indirilen apaçık bir kitap” olduğunu defalarca vurgular (Zuhruf 3; Fussilet 3, 44; Yusuf 2). Gaybın bilgisi ise açıkça yalnızca Allah’a aittir.
Bu nedenle Kur’an’ın ortaya koyduğu İslam anlayışında, gizli bilgiler, kapalı öğretiler ya da sadece “seçilmiş kişilerin bildiği sırlar” yoktur. Din, herkesin anlayabileceği ve yaşayabileceği açıklıkta sunulmuştur.
Peygamberin Hayatı da Gizli Değildir
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı da aynı açıklıkla ortadadır. Sahabeler, onun hem toplumsal hem de özel hayatını, vahyin hayata nasıl yansıdığını en ince ayrıntısına kadar aktarmışlardır. Hatta mahrem sayılabilecek konular bile, “din öğretiminde utanma olmaz” ilkesiyle bizzat Peygamber tarafından açıklanmıştır.
Dolayısıyla İslam, kapalı kapılar ardında aktarılan gizemli öğretiler üzerine değil; şeffaf, açık ve herkesin ulaşabileceği bir bilgi zemini üzerine kuruludur.
Esrarengiz Söylemlerle İnsanları Etkilemek
Buna rağmen toplumda bazı anlatımlar, sırlarla süslenmiş, olağanüstülükle bezeli, gizemli ve dikkat çekici bir dille sunulmaktadır. Bu anlatımlar, özellikle doğrudan Kur’an bilgisine sahip olmayan insanlar üzerinde güçlü bir etki oluşturmakta; merak ve bilinmezlik duygusu üzerinden bağlılık üretmektedir.
Gaybî iddialar, geleceğe dair hayalî tasvirler ve “özel bilgiye sahip olma” algısı, tarih boyunca insanları etkileyen güçlü araçlar olmuştur. Bugün de bu yöntemler farklı biçimlerde varlığını sürdürmektedir.
Rüyalar Üzerinden Din İnşası
İnsanları etkilemede kullanılan bir diğer güçlü araç ise rüyalardır. Her ne kadar “sadık rüyalar” peygamberlere özgü bir özellik olarak bilinse de, bu durum onların peygamber olmalarından kaynaklanır. Bazı rüyalar vahye mesnet teşkil etmiştir; ancak bu durum diğer insanlar için geçerli değildir.
İslam âlimleri ittifakla kabul eder ki, rüyalarla amel etmek veya rüyalara dayanarak dini hükümler koymak asla caiz değildir. Çünkü İslam dini, son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) ile tamamlanmış; vahiy kemale ermiştir. Kur’an ve sahih sünnet ortadayken, rüyalar üzerinden yeni dini yorumlar üretmek, vahyi eksik görmek anlamına gelir.
Uyanık Olmak Zorundayız
Her Müslüman, bu tür yanıltıcı söylemlerden sakınmakla yükümlüdür. Bunun yolu da Kur’an’ı doğru anlamaktan ve hayatı onun rehberliğinde yaşamaya çalışmaktan geçer.
Aksi halde;
gizem pazarlayan sözde maneviyat tüccarları,
tarot ve benzeri kartlarla gelecek okuyanlar,
yıldızlara bakarak hüküm veren falcılar,
rüyalarla paralel bir din inşa etmeye çalışanlar,
insanların ruhsal boşluklarını istismar eden duygu simsarları
her zaman alıcı bulacaktır.
Sonuç: Çözüm Vahiyde
Bu tür aldatmacalara kapılmamanın en sağlıklı ve güvenli yolu; akıl ve sahih bilgi ışığında Kur’an’ı anlamak, bedenimizi beslediğimiz gibi ruh ve maneviyatımızı da vahiy ile beslemektir.
Kur’an’la bağı güçlü olan bir toplumda, esrarengizlik satıcıları barınamaz; hakikatin aydınlığında, karanlık pazarlara ihtiyaç kalmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Emin Parlaktürk Arşivi