Mehmet Emin Parlaktürk
Kimseyi Ayıplama, Kendine Bak!
Özeleştiri yapmak, hatadan ders almak ya da “Acaba bunda benim de bir payım var mı?” diye düşünmek yerine, suçu hep dışımızdaki insanlara yüklüyoruz. Oysa bu yaklaşım ne adaletlidir ne de sağlıklıdır.
Unutmamak gerekir ki hepimiz aynı gemideyiz. Aynı toplumun içinde yaşıyor, aynı havayı soluyor ve benzer sorunlarla yüzleşiyoruz. Yaşanan olumsuzlukların tamamı, içinde bulunduğumuz toplumun bir parçası olarak bizleri de doğrudan ya da dolaylı şekilde ilgilendirir. Bu nedenle çevremizdeki insanları yaptıkları hatalar üzerinden ayıplarken kırk kez düşünmek gerekir. Çünkü bugün başkasında gördüğümüz bir kusur, yarın bizim imtihanımız olabilir.
İnsanları suçlamak ve ayıplamak, belki de en kolay yoldur. Böylece sorumluluktan sıyrılır, kendimizi temize çıkarırız. Peki bu gerçekten doğru bir tavır mıdır? Ayıpladığımız bir durum bir gün bizim de başımıza gelirse ne yaparız? Ya bu dünyada sessiz kaldığımız ya da küçümsediğimiz yanlışlardan dolayı ahirette hesaba çekilirsek? İşte asıl üzerinde durulması gereken soru budur.
Bu hakikati, büyük şair Hafız Şirazi yüzyıllar önce ne güzel dile getirmiştir. Onun dizelerinde, insanın başkasının kusuruyla değil kendi hâliyle meşgul olması gerektiği açıkça vurgulanır. Herkesin kendi amel defterini kendisinin doldurduğu, kimsenin başkasının günahından sorumlu tutulmayacağı güçlü bir şekilde hatırlatılır. İnsanın sonunda ektiğini biçeceği gerçeği, hem ilahi adaletin hem de hayatın değişmez bir kuralıdır.
Nitekim bu anlayış, Kur’an-ı Kerim’de de açıkça ifade edilir. Hiç kimse bir başkasının günahını yüklenmez; herkes kendi hesabından sorguya çekilir. Dünya, ahiretin tarlasıdır. Burada ne ekilirse, orada o biçilir. Dolayısıyla başkalarının kusurunu didiklemek yerine, kendi eylemlerimize bakmak en doğru yoldur.
Bu gerçekler ortadayken, yapılması gereken bellidir: Önce kendimize bakmak. Kendi davranışlarımızı, niyetlerimizi ve amellerimizi sorgulamak. Eğer ahirette güzel bir karşılık almak istiyorsak, bunun tohumlarını burada ekmek zorundayız. Başkalarının hatalarıyla meşgul olmak, akıllı ve bilinçli bir müminin işi değildir. Asıl olgunluk, başkasını ayıplamakta değil; kendini düzeltme gayretinde gizlidir.
Sonuç olarak, insanın en büyük imtihanı yine kendisidir. Kimseyi küçümsemeden, kimseyi ayıplamadan; önce kendi yolumuza, kendi sorumluluklarımıza ve kendi hesabımıza odaklanmak gerekir. Çünkü sonunda herkes, yalnızca kendi ektiğinin karşılığını alacaktır.
Esrarengiz Anlatımlar ve Rüyalar Üzerinden Dindarlık Yanılgısı
27 Ocak 2026 Salı 16:332025 Yılı: Bireysel ve Toplumsal Hesaplaşma
29 Aralık 2025 Pazartesi 09:44Gerçek Engellilik Üzerine Bir Makale “Engel Bedende Değil, İdraktedir”
04 Aralık 2025 Perşembe 12:30Yaratılış, Bozgunculuk ve Toplumsal Sorumluluk Üzerine Bir İnceleme
21 Kasım 2025 Cuma 09:11Yetenekli Gençlerimiz Harcanıyor!
13 Ağustos 2025 Çarşamba 14:40Şer Odaklarının Yol Haritası: İslam’a ve Müslümanlara Karşı Taktikler
21 Temmuz 2025 Pazartesi 11:34Sarık, Cübbe ve Hocalık Üzerine Bir Vicdan Hesabı
23 Haziran 2025 Pazartesi 02:02Kur’ân Meâli ve Tefsir Okumaları Üzerine
18 Haziran 2025 Çarşamba 11:50İnsanlığa hayat veren ilkeler
16 Mayıs 2025 Cuma 09:46"Deli Doktoru" Mazhar Osman'dan ders niteliğinde ibretlik bir nükte
22 Nisan 2025 Salı 09:06
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.