Ömer Lütfi Ersöz
Bid’at ile Hurâfelerin Kökeninde Cehalet ve İhanet Yatmaktadır
Kur’an ve sünnette belirtilen emirleri yapıp, yasakladığı konulardan da uzak durarak, güzel ahlâk sahibi bir şekilde hayatını yaşayan Müslümanlar gerçek kurtuluşa ererler.
Edille-i Şer’iyye, İslam dininde ibadet, ahlak ve hukukla ilgili kuralların yani şer’î hükümlerin dayandığı temel kaynaklar ve deliller anlamına gelmektedir. Kelime anlamı şer’î deliller olup, İslam fıkhında dini ve ameli hükümlerin çıkarıldığı dört temel kaynağı ifade etmektedir. Kur’an, Sünnet, İcmâ ve Kıyas-ı Fukaha’dır. Kur’an ve sünnette var olan kesin hükümlerle ilgili âlimlerin icmâları bulunmaktadır. İslâm hukukuna bütün yönleriyle hâkim olan fıkıh âlimleri (müçtehitler), hakkında kesin olarak ayet veya hadis bulunmayan konularda, bu yeni meselenin hükmünü aralarındaki ortak özelliklere, yani illete dayanarak, hükmü Kur’an ve Sünnet’te açıkça belirtilen bir meseleye benzeterek çözmelerine Kıyas-ı Fukaha denilmektedir.
İslâm dininin sahibi olan Allah (c.c.), Kur’an’ı gönderirken Peygamberini de İslâm’ın insanlar tarafından nasıl yaşanacağını göstermek için görevlendirmiştir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), numune-i imtisal ve rol model olarak gönderilmiştir. Sünnet, Kur’an’ın insan yaşamına uygulanmış biçimidir.
Bid’at ve hurâfelerle mücadele çok önemlidir. Müslüman; İslâm dininin özüne ve ana kaynaklarına aykırı olan her şeyi, kimden kaynaklanırsa kaynaklansın reddetmelidir. Müslüman, Kur’an ve Sünnet’e uygun bir hayat yaşadığı sürece bid’at ve hurâfelerden gereği gibi korunmuş olur.
Bid’at; sonradan icat edilen, ortaya çıkan anlamına gelmektedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) ve Asr-ı Saâdet’ten sonra ortaya çıkan, şer’î bir delile dayanmayan inanç, ibadet, fikir, tutum ve davranışlar için kullanılan dini bir terimdir. Kısacası Kur’an ve Sünnet’teki emir ve yasakların artırılıp eksiltilmesi, değiştirilmesi ve yanlış uygulanmasıdır. Müslümanların kesinlikle bid’at ve hurâfelerden uzak durarak, İslâm’ın emir ve yasaklarına bağlı bir hayat yaşamaları emredilmiştir.
Hurâfe, sözlükte “bunamak” anlamına gelen haref kökünden türemiş bir isim olup, hakikate ve akla aykırı olan aldatıcı söz ve uygulamalar olarak tanımlanabilir. Hurâfe (batıl inançlar); dinimiz İslam ile ilgisi bulunmayan, yanlış görüş, inanış ve uygulamalara verilen isimdir. İslâm’ın ana kaynakları olan Kur’an ve Sünnet’te bulunmayan, ancak sonradan Müslümanların hayatına giren söz, düşünce ve davranışların bütünüdür. Hurafelerin bir kısmı kasıtlı olarak, bir kısmı ise bilgisizlikten dolayı toplumda yer bulmuştur. Örnek olarak türbelere bez bağlamak, oralarda dilek dilemek vb. verilebilir.
İslâm; bid’at ve hurâfeleri reddeden, Kur’an ve Sünnet merkezli bir hayat yaşanmasını emreden evrensel bir dindir. Âyet-i Kerime’de şöyle buyrulmuştur:
“Şüphesiz bu (İslâm), benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. Başka yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah’ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.” (En’âm Sûresi, 153)
Bir hadis-i şerifte ise şöyle buyrulmuştur:
“Her kim bizim bu işimize (dinimize) ondan olmayan bir şeyi sokarsa, o yapılan reddedilmiştir.” (Riyâzü’s-Sâlihîn, C.1, No:168)
Bid’at ve hurâfeler; İslâm’ın farklı sosyal ve kültürel yapıya sahip toplumlar arasında yayılmasıyla ve art niyetli kişilerin kasıtlı uygulamalarıyla ortaya çıkmıştır. Yani bid’at ve hurâfelerin kökeninde ya cehalet ya da ihanet yatmaktadır.
Bid’at’ın kapsamı, İslâm âlimlerinin görüş birliğiyle yalnızca dini konularla sınırlıdır. Bu sebeple inanç ve ibadet dışında kalan yenilikler bid’at kapsamında değerlendirilmez. Çünkü itikat ve ibadet konuları vahiy kaynaklı olup, eksiltilemez ve artırılamaz; değiştirilemez.
Bid’at ve hurâfelerle mücadele çok önemlidir. Her türlü bid’at, hurâfe ve batıl inançlar İslâm’ın özüne aykırıdır. Elimizde Kur’an ve sahih hadis kaynakları bulunmaktadır. Bu ana kaynaklardan doğru şekilde beslenerek, toplumu aydınlatan, sözü ve özü bir olan âlimlerin ilminden yararlanarak hayatımızı bid’at ve hurâfelerden uzak, İslâm’a uygun bir şekilde yaşamalıyız. Gerçek kurtuluş ancak bu şekilde mümkündür.
Rabbimiz, bizleri bid’at ve hurâfelerden uzak durarak Kur’an ve Sünnet’e uygun güzel bir hayat yaşayan mü’minlerden eylesin. Sıhhat ve afiyetler dilerim.
Hicret; Maddi ve Manevi Fedakârlığın Zirvesidir
12 Haziran 2026 Cuma 15:56Ölüm Gelinceye Kadar İbadetlere Devam Etmek
26 Mart 2026 Perşembe 15:07Banka Promosyonu ve “Faizsiz Kredi” Uygulamalarının Fıkhî Açıdan Değerlendirilmesi
23 Ocak 2026 Cuma 07:56Doğruluk: İmanın Sessiz Şahitliği
19 Ocak 2026 Pazartesi 12:03Helâl Rızık Bilinci ve Müminin Hayat Duruşu
06 Ocak 2026 Salı 15:35Yılbaşı Kutlanabilir mi?
30 Aralık 2025 Salı 15:49Özü Sözü Bir, Güvenilir ve Örnek Dava Adamı Olmak Gerekir
19 Aralık 2025 Cuma 12:04Kaza ve Kader İnancını Doğru Anlamalıyız
08 Aralık 2025 Pazartesi 10:51Allah Teala İyiyi ve Güzeli Emreder: Emredilen Her Şey İyidir, Güzeldir
04 Aralık 2025 Perşembe 12:53Asım’ın Nesline Adanmış Öğretmenlere Anlamlı Mesaj
25 Kasım 2025 Salı 11:39
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.