
İlhami İnceöz
Joseph Von Hammer’in Osmanlı Tarihi (18 Cilt) adlı Eseri ve Aksaray
Joseph Von Hammer’in Osmanlı Tarihi (18 Cilt) adlı Eseri ve Aksaray
Hammer, Osmanlı Tarihi, 1.Cilt’inde Aksaray:
Joseph Von Hammer-Purgstall (9 Haziran 1774, Graz - 23 Kasım 1856, Viyana), Avusturyalı tarihçi, diplomat ve Doğu bilimleri uzmanıdır.
3 dili anadili gibi bilen Hammer, pek çok dili de konuşabilir, yazabilirdi. 1799 yılında ilk kez İstanbul’a gelerek, Osmanlı üzerinden Doğu ülkelerine gezi ve ziyarette bulundu. 1807 yılında ülkesi Avusturya’ya dönerek, saray müşavirliği yaptı. Ardından Avusturya imparatorluk akademisinde başkanlığa kadar yükseldi. Hayatını, yazmaya hasrederek 1835 yılında, politika vesair işleri bırakıp kendini araştırmaya adamıştır. Sevdiği tarih dalındaki, başarılı araştırmaları fark edilince, 1851 yılında Osmanlı’da kurulan Encümen-i Daniş kurumuna seçilen bilim adamlarından olmuştur. Eserleriyle hem ülkesi Avusturya’da hem de Almanya’da ses getirmiştir. Ülkemizde ise en çok bilinen eseri Osmanlı Tarihi adlı 18 ciltlik eseridir.
Döneminde erişebildiği Osmanlı tarihi üzerine yazılmış eserlerden hareketle yola çıkan Hammer, ortaya daha düzenli, daha kaliteli, daha doğru bir çalışma çıkarabilmek için yola koyulmuştur. Yaklaşık 30 yıl kadar kaynak takibinde bulunan Hammer, önceki tarihçilerin eserlerinde de, erişebildikleri az kaynaklardan dolayı yazdıkları eserlerde büyük müşkülat yaşadıklarını belirtir. Hammer yazdığı Osmanlı Tarihi için şunları söyler:
‘’ Tasavvur ettiğim kitaba gerekli olan malzemeleri toplamak için otuz sene sarf etmek lâzım geldi. Yorgunluk ve meşakkatlerle dolu otuz sene, ki bu müddette Osmanlı târihinin en meçhul mehazlarını bulmak ve satın almak, ve alınması kaabil olmadığı hallerde hiç olmazsa, onlardan istifâde etmek için hiçbir fedâkârlık önünden geri dönmedim. İstanbul'da birinci ve ikinci ikametim ve Şark'da seyahatim esnasında kütüphaneleri ve kitap müzayedelerini hiç durmamacasına ziyaret eyledim. Ondan sonra, İstanbul, Bağdad, Haleb, Kahire ile yazışmalarım vâsıtasiyle en kıymetli eserleri aradım, buldum. Lâkin araştırmalarım bununla sınırlı kalmamıştır; Almanya'da Viyana, .Berlin, Dresden; İngiltere'de Kambriç, Oksford; Paris'te Kral kütüphanesi (şimdi Millî kütüphane), tersane; Napoli'de Burboniko müzesi; Roma'da Vatikan; Baroerini Marya-Supra Minerva; Bolonya'da o kadar zengin olan Marsigli kütüphanelerini ziyaret ettim…
Şark târihine âit eserlerden ve hiç olmazsa benim keşfedebildiklerimden bir tanesi yoktur ki, mütalâa nazarımdan ve kalemimden geçmiş olmasın; satın alınması kaabil olanlardan da bir tanesi yoktur ki, almış olmayayım. Meşguliyetlerimden birçoğunun neticesi topografya, bibliyografi (ilm-i kütüb), istatistik ile târihe âit olanlardan bir kısmı evvelce neşredilmiştir; diğer kısmı henüz el yazısıdır.’’
Hammer Osmanlı kültürü ve tarihi hayranı olarak ortaya koyduğu eserlerde yararlandığı ünlü tarihçilerimizi de yeri geldiğinde onure etmekten çekinmemiştir. Bunlardan biri de Katip Çelebi’dir. Onun hakkında: ‘’Müverrih, kendisine rehber olmak için kronolojik malûmata coğrafyaya muhtaçtır. Bibliyografi sahasında şöhret yapmış olan ve daha ziyâde Hacı Kalfa unvanıyla tanınmış bulunan Kâtip Çelebî'nin kronoloji ve coğrafyaya dâir olan eserleri olmasaydı, Osmanlı Devleti târihinin yazılmasına teşebbüs eden tarihçi ekseriya körü körüne karanlık içinde yürüyebilecekti.’’
Üzerinde çalıştığı eserlerin alan olarak ayrılmış tarihi eserlerin bibliyografyasını da kitabına sınıflandırarak koymuş, ayrıca okuyucu ve araştırmacıların yararlanabilmesi için de kitabının sonuna gerekli, ayrıntılı açıklamalar, dipnotlar, bölümler eklemiştir. Osmanlının Türk-boy kökeninden başlayarak yaşayan Osmanlı’ya kadar kültür ve tarihini kayda geçmiştir. Eseri, hem kendisi hem batılı uzmanlarca tüm Avrupa ülkeleri dillerine çevrilmiş, yayınlanmıştır.
Hammer’in Osmanlı Tarihi adlı 18 ciltlik eserinde, (Mütercim-Çevirmen, Mümin Çevik) Aksaray hakkında olan bölümler şöyledir:
Hammer, Osmanlı Tarihi, 1.cildinde Aksaray:
*‘’Gıyâsü'd-dîn Keyhusrev, biraderinin vefatını haber alınca, büyük bir çabuklukla Kostantiniyye'den çıktı; evvelâ yeğeni tarafından mağlûp edildiyse de, Aksaray ve Konya ahâlisi tarâfdarlık göstererek ayaklanmakla, saltanatını ilân eylediklerinden, yeğenini ve bütün emirlerini mahbese attı. (600/1203). (Zindana attırdı)
*Mütercim Dipnotu: Cenâbî, Neşrî, Lârî gibi, Hammer da Aksaray için dipnotta: (Aksaray şehrini Kılıç Arslan kurmuştur, İstanbul'daki Aksaray'ın fetihten sonra ilk halkı oradan getirilmiştir.) der.
*Mütercim Notu: Anadolu Selçukluları Devleti’nin hükmettiği toprakları açıklarken kullandığı, Rum illeri veya Rum toprakları ibaresini açıklarken şöyle der: ’’O vakit Rûm (Anadolu) Selçuklu hükümeti Konya, Aksaray, Kayseri şehirlerini, bütün Karaman havalisini, Aydın, Saruhan, Menteşe, Hamîd, Germiyan, Gerede, Kastamonu eyâletlerini, Ankara, Malatya, Maraş, Elbistan, Tokat, Amasya, Niksar, Erzincan, Samsun beldelerini, yâni şarken hududu Ermeniyye ve kısmen Suriye olmak üzere bütün Küçük Asya'yı içine alıyordu.’’
Hammer eserinde titizlikle, Osmanlının kuruluş devrini, hem idari, hem kültürel, hem de tarihi ve tüm yönleriyle ince ayrıntılarıyla ortaya koymaya çabalamıştır. Bunun bir örneği de Cemaleddin Aksarayi hakkında verdiği bilgilerdedir. Hem ismini yani uzmanlığını, hem görevini ve içerdiği şartları, hem aldığı eğitimi, hem de görev yaptığı kurumun idari şartlarını kayda geçebilmiştir. Yanıldığı gibi görülen nokta, Zinciriye’nin Aksaray’da olması, görülse de, o devirler idari olarak Zinciriye’nin bağlı olduğu yer Karaman’dı:
*Murad'ın (yani 1.Murad) ilimden hiçbir nasibi olmadığını ve ilimlerin kudretini hafife aldığını gösterir bir vak'a da, Şark edebiyat ve ilimler târihinde mümtaz bir mevki işgal eden üç âlimin onun saltanatı zamanında, kendilerine lâyık surette yaşayabilmek için, yabancı memleketlere gitmeğe mecbur olmalarıdır. Bunların birincisi riyâziyyûn (matematik âlimleri)’dan Mahmud'dur ki, münevver fikirli hükümdar ve pek şöhretli hey'et-şinâs (astronomi âlimi) Uluğ Beğ'in muallimi olmuş, «Kadı-zâde-i Rûmî» unvanıyla Semerkand camiinde ders vermiştir. Bu camiin dört köşesinde o zaman dört müderrise bulunurdu ki, Orta Asya'da, ilimlerin en faydalısı olan riyâziyyât (Matematik ilmi)'ı neşre tahsis edilmişti. Kadızâde; bu dört medreseden birinde her defa ders verdikçe, bütün ilim tahsîl edenler (müteallimîn) takımıyla beraber oraya koşar ve hattâ muallimler de şöhretli matematikçinin derslerini dinlemek için kürsülerim terk ederlerdi. İkincisi lisân âlimlerinden Molla Cemâlü'd-dîn Aksarayî'dir (1389-14??) ki, Karaman'da Zincirli Medresesi'nde müstahdem bulunmuştu. Burada muallim olmak Sihâh ismindeki Arab kitabı lügatini hıfzetmiş bulunmağa bağlı idi. Medrese kurucusunun koyduğu bu şart; müderrislik taleplerini çok azaltırdı; çünkü Sihâh'ın ezberlenmesi Kur'ân'dan pek güçtür. Bu meşhur muhacirlerin üçüncüsü de akaîd âlimlerinden ve Kayseri hükümdarının kadısı Ahmed Burhânü'd-dîn'dir ki, oğlu Ebu'l-Abbâs Burhânü'd-dîn evvelâ şehrin hükümdarını idam ve sonra hükümeti istilâ etmiş ve nihayet bir muharebede Kara-Çuluk'un eline düşerek, eli silâhlı tutulan asîlere mahsûs cezayı görmüştür.
*Cemâlü'd-dîn Aksarayî birçok fazilet sahiplerinin, ezcümle Molla Fenârî'nin muallimidir. Keşşafa haşiyeler; îzâh-i Meânî'ye şerh yazmıştır. Mûciz-i Tıbb'ı dahî şerh etmiştir. Si-hân-ı Cevheri hıfzı meziyyeti Mevlânâ'ya münhasır olduğu için, târih metninde derç edilmiş olduğu veçhile, Kâraman'da Zincirli Medrese'ye müderris olmuştu.
Eski Yunan'da meş-şâiyyûn, revvakiyyûn, işrakiyyûn nâmlarıyla filozoflar üç fırkaya ayrıldığı gibi, Cemâlü'd-dîn'in talebesi de üç tabaka idi. Birinci tabaka, hoca medreseye giderken iktisap ederler ve meşşâiyyûn nâmıyla yâd olunurlardı.
İkinci tabaka, medresenin revaklarında sakin olmalarıyla, onlara revâkıyyûn denilmiştir. Müderris bunlara da ders verdikten sonra, iç medreseye girerek, oradaki seçkinlere, ders verirdi.
Bu zâtın (C.Aksara-i) şöhret-i şayiasına mebnî, Seyyîd-i Şerîf (İslam alimi Cürcani) berâ-yı istifâde Rûm'a gelirken Izâh-ı Şerhi'ni görünce metin kırmızı ve şerh siyah mürekkeple yazılmış olduğundan, şerhin kâfî olmadığını göstermek istemiş ve artık ziyaretten vazgeçmiş, lâkin talibin «Cemâlü'd-dîn'in takriri tahrîrine gâlibdir» demeleriyle, Seyyîd-i Şerîf yoluna devam ile Karaman vilâyetine kadar gelmiş ise de, Cemâlü'd-dîn o sırada vefat etmiştir. (yani Anadolu’da şöhretini duyduğu Cemâleddin Aksarâyî’ye talebe olmak fikrindeyken onun memleketine giderken yolda Aksarâyî’nin Şerḥu’l-Îżâḥ’ını inceleme fırsatı buldu. Eseri başarısız görerek Aksarâyî’den istifade edemeyeceği kanaatine vardıysa da fikir aldığı bazı kimselerden, onun öğretimde yazmaktan daha başarılı olduğunu öğrenince tekrar yoluna devam etti. Fakat hocasına yetişemedi, vefat ettiğini öğrendi. İİ.).
*Mütercim Notu: Osmanlı memleketlerinin bu kısmında birçok mahallerin isimlerinde «Ak» kelimesi bulunduğundan buralarda kireçli arazîler, beyaz hisarlar, berrak sular bulunduğu anlaşılır: Akşehir, Aksaray, Akhisar, Aksu.
*…Sultân Bâyezıd, yaklaştığında Karaman hükümdarı taşlık Kilikya boğazlarına çekildi. Sultân hasmına yetişemediği gibi, dağlık ve boğazlarla dolu memleket içinde takipten çekindiğinden, muharebeye celb edebilmek ümidiyle dört sene evvel I. Murad'ın da kuşatmış olduğu Konya şehrini muhasara altına aldı. O havalinin bütün sâkinlerine, pederi Sultân Murad gibi, iyi muamele ve -bir vakit Sırblar'ın saflarında büyük hoşnutsuzluk sebebi olmuş olan askerî intizâmı muhafaza etti. Murad gibi, bütün o tarafların ahâlîsini, zahirelerini bizzat ordugâha getirmeğe davet etti. Asker tarafından hiçbir saldırma ve adaletsizlik vuku bulmayacağına emin olmaları için onları -sattıkları eşyanın bedelini tamamen aldıklarından sonra- çavuşlar refâkatiyle iade ederdi. Doğu'da pek görülmeyen bu muameleye kapılan Akşehir, Niğde, Aksaray şehirleri kapılarını açmakta yarıştılar. Beğlerbeği Timurtaş bu beldelerin idaresine memur oldu. Alâü'd'dîn arazîsini büsbütün kaybetmemek için bir kısmını feda etmeğe karar verdi; anlaşma talebinde bulundu ve bundan böyle Çarşamba ırmağı hudud olmak şartıyla istenilenler yerine getirildi. (793/1390).
*Mütercim Notu: Niğde eski Kadine'dir. Clhân-nümâ, s. 615 ve Evliya. Aksaray, Manner'e nazaran,, eski Arhelais'dir, lâkin eski Kersure olması muhtemeldir. Neşri, varak: 96; Solak-zâde, varak: 14; Aksaray, Niğde ve Akşehir şehirleri terk edilmiş olduğundan Çarşamba'yı bu şehirlerin güneyinde aramalıdır.
*Daha sonra Osmanlı hükümdarları, prenslerin kendi emirleriyle idamını hakkaniyete muvafık addetmek için dâima bu kaide ile düşünmüşlerdir. Karaman Beği'nin vefatından sonra, az bir müddet içinde Konya, Aksaray, Lârende şehirleri ele geçirildi ve Karaman emareti ebediyyen Osmanlı memleketlerine ilhak olundu.
*Mütercim Notu: Muhyi'd-âîn, varak: 32. İmparatorluk Kütüphânesi'nde 139 no.lu yazma. 932 Sultan Bâyezıd'in nedamet sebebini Sa'dü'd-din şöyle yazar: «Emîr Sultân bir gün Bursa'da inşâsına başlanılan câmiı görmeğe gelir. Pâdişâh orada bulunduğu cihetle binayı Emir'in nasıl bulduğunu suâl eder. Emîr der ki: - Bu cami pek güzeldir; lâkin bir kusuru var. O da yapılsa arzunuza muvafık olurdu. - Bu kusur nedir? - Dört tarafında dört meyhane ister, tâ ki sizin, ve hayass-ı meclisinizin sık sık gelmenize bahane olsun.» Yıldırım bu acı nasihati hüsn-i telâkki etmiştir. Neşrî bu konuşmayı Şeyh Hâmid-i Aksarayî ile göstermiştir. (Mütercim notu).
Mahmut Makal’in İlham verdiği ‘’Bulut’’ Şiiri Ve Kısacık Bir Karac’oğlan
28 Ağustos 2025 Perşembe 20:40DÜNYA SİNEMALARINDA HASANDAĞI VE AKSARAY’IN ‘’FASON’'UNU İCAT EDEN SIFIRIN ALTINDA 100 DERECE (2013) FİLMİ
28 Ağustos 2025 Perşembe 02:22AF YOK! & BANA KALSA HAVA HOŞ!
27 Ağustos 2025 Çarşamba 18:03NAZİF TUNÇ- HZ. ÖMER’İN DOĞUŞU (2012) FİLMİ
27 Ağustos 2025 Çarşamba 10:00NAZİF TUNÇ- SONSUZ MERHAMET (2008) FİLMİ
26 Ağustos 2025 Salı 10:00YÖNETMEN NAZİF TUNÇ VE AKSARAY’DA ÇEKTİĞİ FİLMLER 1
25 Ağustos 2025 Pazartesi 10:00Visus- Expesition Arche Noah (2011) Filmi, Türkçe Nâmıyla ‘’Nuh’un Gemisi’’ (2011)
24 Ağustos 2025 Pazar 10:00Sultanhanı’ndan, Celâl Bayar’ı Ve Adnan Menderes’i Görmüş Telgraf
23 Ağustos 2025 Cumartesi 17:30Şiir’in Tarihine Adanmış Bir Ömür Türk Edebiyatının Usta İsmi Aksaraylı Prof. Dr. Mehmet Can Doğan
23 Ağustos 2025 Cumartesi 11:00Aksaraylı Ünlü Film Yönetmeni, Yapımcı ve Senarist Cafer Özgül
22 Ağustos 2025 Cuma 10:00




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.